Ebrû
Ebrû, kâğıt üzerine, özel yöntemlerle yapılan geleneksel bir süsleme sanatıdır. Ebrû, birtakım tabii güzellikleri, tabiattaki oluşumlarına mümkün olduğu kadar sadık kalarak ve gönülden gelen bir renk coşkusuyla su üzerine nakşedip, oradan kağıda aktarma ve kâğıt üzerinde yaşatma sanatıdır.
Ebrû, kâğıt süsleme sanatlarının en önemlilerinden biri olup, tüm Osmanlı sanatlarında olduğu gibi usta-çırak usûlü ile öğrenilen ve sanatçının iradesi dışında birçok değişkenden etkilenen bir sanattır.
Ebrûyu kolay bir sanat olarak görenler çoktur. Fakat ebrû zor, çok sabır ve emek isteyen, geri dönüşü ve tekrarı olmayan bir sanattır.
Görmek isteyen bir gözle bakıldığında insana bazen gökyüzünde ahenkli bir bulut kümesi, bazen bir mermer kesitindeki hareli billurlar veya bir damar, bazen suya susamış toprağın yüzündeki çatlaklar manzûmesi, bazen bir avuç kumda oluvermiş ahenkli bir desen, bazen rengârenk bir çiçek bahçesi etkilerini aktarabilen ve sanatkâra sonsuz anlatım imkânları sağlayan, her devre uyan bir sanattır.[1]
Ebrû sözlükte kaş, bulut renginde, buluta benzer, bulut gibi dalgalı, kâğıt üzerinde kendine has usulle yapılan, mermer damarları gibi dalgalı, şekilli süsleme anlamlarına gelir.[2]
Ebrû kâğıdı üstünde, buluta benzeyen renk kümeleri meydana gelmektedir. Bu yüzden bulutumsu, bulut gibi mânâsına gelen Farsça Ebrî adını alan kâğıtlar, yüzyıllar boyunca böyle anılmıştır. Ancak, ebrû kelimesi daha ahenkli bulunduğu için, sanat isim değiştirmiş ve galat[3] olarak ebrû kâğıdı veya ebrûculuk denilmeye başlanmıştır. Halk arasında ortaya çıkan bu isim değişikliğinin pek eski olduğu söylenemez.
Kâğıt üzerinde kaş’a benzeyen görüntülere de rastlandığından, bu mânâya kullanılan Farsça ebrû kelimesinin isim olarak bilhassa verildiğini kabul edenler de vardır. Ancak Şemseddin Sami Bey, Kamûs-ı Türkî isimli büyük lûgatinde kaş manasına gelen ebrû için ayrı bir madde açtıktan sonra, konumuz olan ebrûnun Çağatayca Ebre kelimesinden geldiğini ifade eder. Ebre, hâre[4] gibi dalgalı ve damarlı, cüz ve defter kabı yapmak için kullanılan renkli kâğıt anlamına gelmektedir.
Ebrû kelimesinin asıl olarak Âb-rûy[5]‘dan geldiğini, bunun ise Fars dili kaidesine göre izafet terkibi mânâsı ile yüzsuyu demek olmayıp, tavsîfî terkip karşılığı su yüzü mânâsını taşıdığını, çünkü bu sanatın su yüzünde icra edildiğini söyleyenler de vardır.[6]
Fakat yazma olsun, basılı olsun eski kaynak eserlerde, kelimenin daima ebrî şeklinde geçmesi, bu sonuncu iddiayı doğrulamadığı gibi, bulutumsu mânâsına da ağırlık kazandırmaktadır. Her ne şekilde isimlendirilirse isimlendirilsin insanlara da isim olan ebrû, gizemli bir âhenk taşımaktadır.
Kâğıt üzerinde mermerdekine benzer damarlar görüldüğü için, Avrupalılar ebrû kağıdına mermer kağıdı (marbled paper) demeyi tercih etmişler, Arap âleminde ise varaku’l-mücezza’ (damarlı kâğıt) olarak tanınmıştır.[7]
[1] Tanarslan, Timuçin, Bir Ebrûcu Gözüyle Ebrû.
[2] Doğan, D.Mehmet, Büyük Türkçe Sözlük, s. 318.
[3] Galat, bir kelimenin veya kelime grubunun kaide ve şekil olarak yanlış kullanılması demektir. Burada Galat-ı meşhur anlamında kullanılmıştır. Galat-ı meşhur ise, yanlış olmasına rağmen herkes tarafından kullanılan, kullanımı yaygın hale gelmiş kelime veya kelime grubu: Galat-ı meşhur, lûgat-i fasihten evlâdır (Yaygınlaşmış, herkesçe bilinen söz, hatalı da olsa doğru söze tercih edilmelidir).
[4] Hâre, bazı cisim ve eşyaların üzerinde görülen damar damar dalgalı çizgiler.
[5] Yazır, M.Bedreddin, Medeniyet Aleminde Yazı ve İslâm Medeniyetinde Kalem Güzeli, Ankara 1981, s.162. Farsça’da “âb”, su, “rû-rûy” ise yüz, çehre anlamlarına gelmektedir. Ebrû kelimesinin aslı Farsça “Âb” ile “Rûy” kelimelerinden mürekkep olarak “Âb-Rûy”dur. Okunuşta hafiflik olsun diye, baştan “elif”in uzatma işareti, sonundan da “y” harfi atılarak Ebrû olmuş; söylendiği gibi yazılmış ve yazıldığı gibi de okunmuştur.
[6] Yazır, s.162.
[7] Derman, M. Uğur, Türk Sanatında Ebrû, Ak Yayınları, 1977, s. 8.